Kategori arşivi: Sağlık

Yanık izi için uygulanan tedavi yöntemleri nelerdir?

Yanık izi için ilk olarak medikal tedavi yöntemlerinden silikon cerrahi kremlerin kullanılması gerekir. Bu kremlerin tropikal jel uygulaması bulunuyor. Jel şeklinde olan krem deri tarafından emilmez sadece cilt üzerini kaplayarak derideki izlerin iyileşmesini kolaylaştırıyor. Özellikle deride oluşan izin yumuşamasını sağlayarak izin yüksekliğini azalttırmaktadır. Fakat tedavinin iyi sonuç vermesi için birkaç ay kullanılması gerekiyor. Diğer bir tedavi yöntemi ise, derin yanık izleri ve daha derin olan kabarıklar için uygulanan medikal tedavi yöntemidir. Bu yöntem hastanın bünyesine bağlı olarak keloit denilen vücudun iyileşme hızına tepki veren vakalar üzerinde uygulanmakta ve çok iyi sonuçlar alınır. Bu tedavi yanık izinin oluştuğu bölgeye kortizonlu bir sıvının enjekte edilmesiyle gerçekleşmektedir. Enjekte edilen sıvı gerek kimyasal gerekse de basınç etkisi yaptığı için oluşan kabarıklıklar çökecektir. Bu uygulama da ayda 2 ile 3 kez uygulanır. Daha etkili sonuçlar almak için yaradaki çökme durumu gözlenir ve ikincisine geçilmelidir. Böylelikle çok başarılı sonuçlar alınır. Üçüncü yöntemse yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin aynı anda uygulanıyor olmasıdır. Hem silikon jeller hem de enjeksiyonlu sıvının yaraya uygulanmasıyla yara izlerinin yumuşaması beklenir ve böylece kısa sürede başarılı sonuçlar alınmalıdır. Alınacak bu tedbirler ise;yanık tedavisi nasıl yapılır, hafif yanık tedavisi, hafif yanıkları tedavi etme1-Yanık yarası oluştuğunda yaranın üzerine asla diş macunu ile yumurta akı gibi maddeler sürmeyiniz.

2-Yanık olduğu ilk andan itibaren en az yarım saat soğuk suda tutmak gerekmektedir. Genellikle 15 ile 20 saniye gibi kısa bir süre soğuk kompleks uygulanır. Bu kısa bir süre ve pek etkili olmaz.

3-Yara bölgesinin temiz tutulması gerekiyor. Böylece mikrop kapması önlenir ve yaranın derinleşmesi engellenmektedir.

4-Asla yanığın üzerine uzun süre buz uygulamayınız. Buz uygulaması yarayı iyileştirmez aksine daha da arttırıyor.

5-Özellikle yara bölgesini çok sıkı şeklide sarmaktan da uzak durunuz. Bu uygulama yaranın daha geniş bir alana dağılımını kolaylaştırıyor.

6-Yanık ilk oluştuğu zaman evinizde ilaç bulunmuyorsa bir elmanın kabuklarını soyarak elmanın iç tarafını yara bölgesine bastırırsanız yanık etkisini azaltmanız mümkündür.

Diş Teli Nedir, Hangi Yaşlarda Takılır?

Diş teli tedavisi teknolojinin gelişmesiyle sık sık rastlanan bir tedavi durumuna geldi. Dişlerde oluşan çarpıklık, çene bozukluğu, diş yapısında ve damakta yamukluk ve yapı bozuklularını düzeltmek için diş teli tedavisi yani ortodonti tedavisi uygulanır. Diş teli tedavisi tüm hastanelerde yapılmamaktadır. Genellikle özel diş polikliniklerinde yapılan tedavinin nadir de olsa devlet hastanelerinde yapıldığı görülmektedir. Devlet hastanelerinde yapılan diş eli tedavilerinin süresi on yıla kadar uzamaktadır.diş teli nedir, diş teli taktırma yaşı, diş teli hangi yaşlarda takılırDiş Teli Türleri ve Fiyat Aralıkları Nedir?

Fiyatlarda tedavinin zorluğuna göre farklılık göstermektedir. Çene bozuklukları en zor tedavi olmakla beraber tellerin ağızda kalma süresi de bir yıldan 3 yıla kadar değişmektedir. Tedavi sürecinde en önemli etken hastane seçimidir. Diş teli tedavisi için seçilen hastane hasta ilişkileri konusunda ve diş teli konusunda uzman kadrosuyla çalışmalıdır. Kimi olumsuz durumlarda diş teli tedavisi ardından dişler yeniden eski haline dönüp çarpıklıklar oluşturabilir.

Diş teli takılmadan önce hastalara pek çok seçenek sunulmaktadır. Bu seçenekler genelde görünüm amaçlıdır. Tel takımında en çok tercih edilen çeşit metal olanlardır. Fakat günümüzde gençler farklı renkleri tercih etmektedir. Takım renklerini diş tellerine taşıyan hastalarda oldukça fazla son zamanlarda.

Diş Teli Tedavisi Kaç Yaşında Yapılır?

Diş teli tedavisi genellikle ergenlik dönemlerinde başlamaktadır. En uygun başlama yaşı 8 yaş olarak belirtilmektedir. Üst sınır ise yoktur.

Diş Teli Tedavisi Kimlere Yapılır

Diş teli tedavisi dişlerinde çarpıklık olan herkese yapılır. Özellikle büyüme çağındaki çocuklarda çarpıklıklar sıklıkla görülmektedir. Bu yetişe döneminde olabileceği gibi sonrada da olabilir. Çarpma veya düşme sonucu dişler zarar görebilir. Bunun sonucunda diş teli tedavisine başlayabilirsiniz. Diş teli tedavisi uzmanlık gerektiren bir durumdur. Hekiminizin tavsiyelerine mutlaka uymalısınız. Ayrıca kontrollere de süresi içerisinde gelmeniz tedavi süresi açısından büyük önem taşıyacaktır. Diş telleri takıldığında normal hayatınıza devam edebilirsiniz. Herhangi bir yan etkisi de bulunmamaktadır. Ayrıca günümüzde şeffaf diş telleri de kullanılmaktadır. Bu sayede ağzınızda diş teli yokmuş gibi duracaktır. En uygun diş teli modelini hekiminiz ile birlikte belirleyebililirsiniz.

Saçlar Neden Dökülür?

Saç dökülmesi hem erkeklerin hem de kadınların korkulu rüyasıdır. Saç dökülmesi mevsimlere göre dökülebilir. Dönem dönem saç kendini yenilediği için dökülür. Fakat dikkat çekici bir dökülme olduğunda muhakkak doktorunuza danışmalısınız çünkü bu bir hastalığın sebebi olabilir. Saçlarımız 3 dönem geçirir. Büyüme, gerileme ve dinlenme. Dinlenme döneminde saçlar dökülür. Ancak bu korkulacak bir durum değildir. Bu dönemde dökülen saçlar sağlıksız olan saçlardır. 100 tele kadar olan saç dökülmeleri olağan bir durumdur. Fakat daha yoğun bir dökülme var ise kesinlikle sorgulanması gerekir. Kan testi ve saç deri testi yapılarak sebebi anlaşılmaya çalışılır. Erkeklerde daha sık görülen saç dökülmelerinin sebebi genetik özellikler ve erkeklik hormonu ile ilgilidir. Bu durum genelde tedaviler ve saç ekimi ile çözülebilen bir saç dökülmesi durumudur. Saçkıran çok sık görülen bir durum olmada bile her yaşta görülme riski vardır. Daire şeklinde pürüzsüz bir yüzey olarak görülür. Genellikle sıkıntı yoğun stres yaşayan insanlarda görülür. İlaçla tedavisi olduğu gibi psikolojik tedavi ile desteklendiğinde daha kısa sürede iyileşme gösterebilir.saçın dökülme sebebi, saç dökülme sorunu, saçın dökülmesinin nedenleriSaç dökülmesine en çok neden olan sebeplerden bir diğeri ise kansızlık. Bu nedenle yoğun saç dökülmesi yaşayan insanlarda ilk akla gelen kansızlık sorunudur. Saç dökülmesi tiroit hastalığının da bir göstergesidir. Tiroit tedavi edildiğinde saç dökülmesi sorunu da ortadan kalkar. Bağışıklık sistemi ile ilgili sorunlar da saç dökülmesi ile kendini gösterebilir. Likenpilanopilaris ve mantar gibi saçlı deriyi tutan hastalıklarda saç dökülmesine neden olur. Yüksek ateş ve ağır enfeksiyon ile seyir gösteren hastalıklar ise geçici saç dökülmeleri yaratabilir. Bu durum kalıcı değildir. Uzun sürmez.  Saçlar hamilelik süresi boyunca büyüme ve gelişme dönemindedir. Bu nedenle doğum sonrası dinlenme dönemine geçer ve bu dönemde yoğun bir dökülme yaşayabilirsiniz. Normalden biraz daha fazla dökülen saçların bu durumu 8 ay ile 1 yıl kadar sürer. Fakat destek tedaviler ile bu durumu daha sağlıklı bir şekilde atlatabilirsiniz. Kullandığımız bazı ilaçlarında saç dökülmesini tetikler. Ayrıca yapılan şok diyetler ile hızlı kilo vermek ve düşük proteinli gıdalar ile beslenmek saç dökülmesini oldukça tetikler.

Polikistik Over Sendromu Nedir?

Günümüzde kadınların hormonlarını etkilemekte olan bir rahatsızlık polikistik over sendromu adet dönemini düzensiz hale getirir ve aynı zamanda hamile kalmayı da zorlaştırıyor. Doktorun polikistik over sendromu teşhisi koyması hormonlarda bozukluk olduğunun ve dengede olmadığının anlamına gelmektedir. En çok etkilenen hormonlar östojenler, progesteronlar ve androjenlerdir. Bu hormonlar ne zaman yumurtlanacağını, ne zaman adet dönemine girileceğini, tüylerinizin ne kadar sürede uzayacağını ve cilt durumunuzu belirlemektedir. Polikistik over sendromu isminden anlaşılacağı gibi çok kistli anlamına gelmektedir. Genel olarak genetik bir rahatsızlıktır ve aile bireylerinden kalıtsal olarak geçmektedir. Eğer ailenizden her hangi birinde özellikle annenizde polikistik over sendromu varsa sizde de görüneceği yüksek ihtimaldir.polikistik over sendromu, polikistik over sendromunun belirtileri, polikistik over sendromunun tedavisi

Polikistik Over Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

Polikistik over sendromunun en belirgin belirtisi adet kanamalarında düzensizlik ya da hiç adet görememedir. Bu hastalığın görünme oranı çok yüksektir. Kadınların yumurtlama günleri düzenli olmadığından hamile kalmaları da güçlenmektedir. Polikistik over sendromu olan kişilerde genel olarak yüzlerinde ve vücutlarında istenmeyen tüyler görünmektedir. Yağlı bir cilde sahip olurlar ve sivilceler sıklıkla gözlemlenmektedir. Polikistik over sendromu olan kadınların neredeyse yarısı oldukça kiloludur. Polikistik over sendromu bunlardan bir ya da birkaçına sahip kişilerde görünmektedir. Doktora gittiğinizde doktorunuz sizlere sorular sorarak ya da muayene ederek polikistik over sendromu teşhisi koyabilmektedir. Yumurta kistlerini kontrol etmek için doktorunuz ultrason çekmek isteyebilir.

Polikistik Over Sendromunun Tedavisi Nasıldır?

Polikistik over sendromunun tedavi edilmesi sırasında en önemli olay hastanın çocuk isteyip istememesidir. Eğer hasta çocuk istemiyorsa size önerilecek ilaç kesinlikte doğum kontrol hapıdır. Doğum kontrol haplarının herhangi bir faydası olmazsa antiandrojen ilaçlar da kullanılabilmektedir. Eğer aşırı kilolu iseniz kilo vermek hem bu hastalık için hem de hamile kalmak için yararınıza olabilmektedir. Polikistik over sendromu olan kadınlar hamile kalmakta zorluk çekebilirler fakat bu durum çocuklarının olmasına engel değildir. Bu nedenle bu hastalığın üzüntü yaratmasına gerek yoktur. Kişinin düzenli doktor kontrolüne gitmesi ve kendine dikkat etmesi polikistik over sendromundan daha az hasarla kurtulmaya yol açacaktır ve hormonel olarak kişi kendini çok daha iyi hissedecektir.

Ses Kısılmasına Karşın Evde Yapılabilecekler Reçeteler

Zencefil Çayı: Genel olarak pek çok bitki çayı ses kısılmasına iyi gelir ancak zencefil çayı çabuk etki göstermesi nedeniyle bu çaylar arasında bir adım öne çıkmaktadır. 1 büyük kupa zencefil çayı hazırlayabilmek için 4-5 ince dilim taze zencefil yeterli olur. Suyu kaynatarak içine kabuğunu soyulup dilimlediğiniz zencefilleri atınız ve 10-15 dakika kadar daha kaynatılması gerekiyor. Daha sonra ocaktan alarak zencefilleri süzün ve 10 dakika kadar soğumasını bekleyiniz. Çayınıza limon ve bal eklenebilir. Evde zencefil yoksa papatya çayı, okaliptüs çayı ya da kekik çayı da kullanılabilir.ses kısılmasına karşın yapılabilecekler, ses kısılmasın evde çözüm, evde ses kısılması için yapılabileceklerBal: Gripseniz olduysanız ve çok öksürüyorsanız bu nedenle sesiniz kısıldıysa en eski yöntemlerden biri olan bal ve limon karışımı kullanmalısınız. Bunun işin 2 yemek kaşığı balı yarım limonun suyuyla iyice karıştırıp 2-3 saatte bir 1 çay kaşığı bu karışımdan yemelisiniz. Ama hemen yutmayın balın ağzınızda iyice dağılmasını bekleyiniz. Bal boğazı yumuşatırken limon antiseptik etkisiyle bakterileri temizlemelisiniz.

Tuzlu Suyla Gargara: Tuzlu suyla gargara yapılması boğaz tahrişini alarak sesinizi açacaktır. 1 büyük bardak ılık suyun içine 1 çay kaşığı tuz attıktan sonra iyice karıştırılmalı ve bu suyla gargara yapmalısınız. Gün içerisinde belli aralıklarla 2-3 kez tekrar edilebilir. Gereğinden fazla tuz kullanmayın çünkü bu sefer fazla tuz boğazınızı tahriş olur.

Yağların Muazzam Etkisi: Anti bakteriyel özelliğine sahip olan yağların bakteri nedeniyle ortaya çıkan ses kısıklığının yanı sıra boğaz ağrısı tedavisin içinde kullanılır. Bunun için en etkili yağlar lavanta ile papatya yağlarıdır. Daha sonra iki su bardağı su tencerede kaynatıldıktan sonra içerisine bir kaç damla papatya bir kaç damla lavanta yağı ekleyin sonra buharı soluyunuz.

Su: Hasta olun ya da olmayın ses kısıklığının daha kısa sürede iyileşmesini isterseniz gün boyu bol bol su içilmesi gerekir. Su genel olarak gırtlağınızın nemli kalmasını sağlar ve öksürük gibi ses kısılmasına sebep olan hastalık belirtilerine karşı sizi koruyacaktır. Çok soğuk ve çok sıcak su içmeyiniz.

Zerdeçal: Zerdeçalı bakteriyel ile viral enfeksiyonlara bağlı olarak görülen ses kısıklığı için kullanılabilir. 1 bardak ısınan süte 1 tatlı kaşığı kadar toz zerdeçal karıştırıp ses kısıklığı geçene kadar günde 2 defa içilmelidir.

Bağışıklık sistemini güçlendiren besinler nelerdir?

Portakal: Tam bir C vitamini deposu olduğu unutulmayınız ve kışın en fazla tüketilen meyveler arasında yer alıyor.

Ispanak: Ispanak içerdiği A, C, B, E vitaminleri ile kalsiyum, magnezyum, quarcetin sayesinde bağışıklık sisteminin en iyi besinlerdir.

Bal Kabağı: İçermiş olduğu demir, C ve E vitamini, potasyum gibi mineraller ve antioksidanlar ile bağışıklık sisteminde görevli hücreleri güçlendirerek kalkan oluşturuyor.

Brokoli: Brokolinin içeriğindeki sulforan maddesi antioksidan bir etki göstermektedir. Özellikle de C ile E vitamini içerir.

Kırmızıbiber: İçeriğinde C vitamini ile Beta karoten fitokimyasallarla bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı oluyor.

Yoğurt: Bağırsak ile sindirim sistemi için en önemli bakteri olan Probiyotikler zararlı organizmaları yok eder ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcıdır. Aynı zamanda yoğurt doğal antibiyotik bir besin gıdasıdır.bağışıklığı güçlendirme, bağışıklık sistemini güçlendirme, bağışıklık nasıl güçlenirDomates: Domates de ıspanak gibi en önemli bağışıklık sistemi besinlerindendir. İçerisindeki serbest radikaller, kalp damar hastalıkları ile kanser savaşır fakat burada en önemli nokta ise domatesi mevsiminde tüketmek gerekiyor.

Sarımsak: İçeriğindeki alisin ile sülfür yardımıyla bağışıklık sistemini güçlendirmenin en önemli yolludur.

Karnabahar: Mangan ve C vitamini yönünden zengin olan karnabahar aynı zamanda güçlü bir antioksidanlar arasında yer alıyor.

Nar: Çekirdeği ile tüketildiği zaman kansere karşı koruyucu özelliği bulunuyor.

Zencefil: Enfeksiyonlardan koruyucu etkisi bulunan zencefil aynı zamanda Kolon kanserine karşı önleyici etkisi vardır.

Balık türleri: Yağlı balıklardan olan Somon ile sardalye vücutta iltihapları önler ve mikroplarla savaşmaktadır.

Yumurta: Yumurta bağışıklık sisteminin temel yapı taşları olan protein, A vitamini, beta karoten ile çinkoyu fazlasıyla içinde barındıran besindir.

Yeşil Çay: En önemli özelliği ise antioksidan özelliğine sahiptir. Grip virüsünün vücutta yayılmasını da engeller.

Soğan: Soğandaki allilik sülfitler bağışıklık sistemini güçlendirerek serbest radikallerin vücuttan atılımını fazlalaştırır ve tümör hücrelerinin çoğalmasını engelleyerek kolesterol düzeyini azaltır.

Su: Bilhassa gripten korunmak için günlük 2,5 lt su içilmeliler ve özellikle içerisine limon ve zencefil eklenmesinde fayda vardır.

Kırmızı Et: Metabolizmanın ile kas dokusunun iyi çalışması, doku onarımı ile bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ihtiyacımız ölçüsünde tüketilmesi gerekiyor.

Kortizon Kullanırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Kortizon, karbonhidratın metabolizmasında görev yapan bir steroid hormonu olup neredeyse tüm hastalıkların tedavisinde faydalanılan fakat bunun yanında pek çok yan etkisi olan bir ilaç olduğunu bilmelisiniz.

Kortizon nasıl salgılanır?

  • Böbrek üstü bezlerinin ürettiği kortizon her insanda farklı miktarlarda salgılanmaktadır. Örnek verelim; dinlenmekte olan normal kiloda bir kişinin salgıladığı kortizon miktarı günlük 15 ila 40 miligram arasında değişirken, kilosu fazla birinin günlük üretimi bundan yüzde 50 oranında daha fazla olur. Gün içinde salgılanan kortizon miktarı, vücut ısısına, kan basıncına, günün gece ya da gündüz oluşuna göre değişiklik göstermektedir.
  • Doğumun üçüncü haftasında başlayıp öldüğümüz ana dek devam eden kortizon hormonu üretimi vücut tarafından az salgılanırsa ya da hiç salgılanmazsa dışarıdan alınmaktadır.
  • Vücudumuz kortizon hormonunu en fazla sabah vaktinde salgılamaktadır. Sinir ve panik anında ise kortizonunun salgılanma oranı on katına dek çıkabiliyor.kortizon kullanırken dikkat edilmesi gerekenler, kortizon niçin kullanılır, kortizon kullananların dikkat etmeleri gerekenlerKortizonun etki mekanizması şu şekildedir;
  • Kortizon yangısal durumlara göre değişkenlik gösterecek şekilde şişliği ile ağrıyı baskılamaktadır.
  • Özellikle, normalde vücudumuzu mikroplara karşı savunan bağışıklık sistemi olur da bozulursa vücudun kendi hücrelerine zarar vermesini engellemek için kortizon kullanılır ve olası bir hasar önlenmektedir.
  • Eğer ki, vücutta kortizon eksik salgılanıyorsa, yerine koymak için de kortizon tedavisi uygulayabilirsiniz.

Kortizon tedavisi nasıl olur ve uygulanırken nelere dikkat edilmesi gerekir?

  • Kortizonu tablet, krem, ampul, fitil ve damla gibi birbirinden farklı kullanım preparatları bulunuyor. Doktor, uygun formu, uygun dozda ve uygun sürede verilmektedir.
  • Eğer ki, hastaya daha düşük miktarda kortizon hormonu yetecekse, yüksek dozda kortizon kullanımından muhakkak kaçınılması gerekir. Kortizonu mümkün olduğunca erken sürede kesmelisiniz.
  • Kortizon pek çok hastalıkta tek tedavi çözümü olsa da, kullanılacak hasta üzerindeki miktarı doktorlar tarafından doğru bir biçimde belirleyiniz. Sonrasında da takibi de doktorlar tarafında yapılması gerekir.
  • Kortizonun mide asidini artırması ile ülsere yol açması gibi riskleri bulunuyor. Bu yüzden tok karnına alınması gerekmektedir. Mideye zarar vermemesi için doktor önerisi ile birlikte mide koruyucu ilaç almalısınız.
  • Bu tip durumlar yüzünden, kortizonun doktorun yazdığı reçeteye uygun şekilde kullanılması, belirsiz noktalar ve ya akla takılan sorular varsa doktora danışılması gerekiyor.

Kaşıntı Neden Oluyor?

Kaşıntı, cildin sararması ile kırmızı lekeler, elde ve ayakaltlarında ısı artışı yaşanır.  Pek üzerinde durulmayan ve geçiştirilen bu belirtiler karaciğer hastalıklarının habercisi olabilir. Karaciğer ile ilgili hastalıklar günümüzde oldukça yaygındır.  Özellikle siroz büyük bir sorun haline geldi. Bazen belirtileri görülmekte fakat gizlice ilerleyen bir hastalık da olabiliyor.

İlk Belirti Sarılık

kaşıntı, kızarıklıklar, cildin sararmasıSarılık genelde ‘Bilirubin’ diye adlandırılan karaciğerin dışarı atması gereken maddeyi atamaması durumunda oluşur ve sonrasında hastalığın farkına varmada önemlilik arz eder. Bu belirtide kişinin gözlerinde, idrar ve ya cilt renginde sararma gözlenir. Fakat sarılık sadece karaciğer hastalıklarında değil safrakesesi ve pankreas hastalıklarında da görülebildiği için her sarılığın karaciğer hastalığına işaret etmediğinin unutulmaması gerekmektedir.

Elde Kızarıklık Olması

Karaciğer hastalıklarının teşhisinde cilt bulgularından da yararlanılmaktadır. Kaşıntılar genelde ciltte kırmızı renkli ve örümcek ağını andıran oluşumlar el ve ayak tabanlarında sıcaklık artışı ile birlikte görülen kızarıklıklar önemli belirtiler arasında yer almaktadır. Erkeklerin memelerinde büyüme varsa, ve Karaciğerin yetersizliği sonucunda gelişen amonyak birikimi ile beyin ve sinir sisteminin etkilenmesi sonucunda ise; ellerde titreme ve yazı yazamama konuşma bozuklukları gibi sorunlar da gelişebilir.

Tedbir Olarak Yapılması Gerekenler

Hepatit B aşısı karaciğer hastalığından korunmada ilk adım olarak görülmektedir. Günümüzde ise çocuklara doğar doğmaz toplamda 3 defa uygulanır. Ancak bunun dışındaki bir zaman diliminde de uygulanabilir.

  • Karaciğer hastalıkları arasında en korkutucu olan sirozun en büyük nedeninin aşırı alkol kullanımı olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle alkol tüketimini kısıtlamak bu hastalık açısından çok önemli görülür. Hepatit C nin henüz tedavisi bulunmayan ve ya karaciğer hastalığına neden olan tehlikeli bir virüs olduğu, cinsel ilişki ve kan yolu ile geçtiği belirtilir. Korunmak ve belli dönemlerde kan ölçümleri yaptırılması önerilmektedir.
  • Karaciğer yağlanması da siroza zemin hazırlamaktadır. Beslenme alışkanlığını düzene koyarak uygun bir diyet ile egzersiz programı uygulamak karaciğer yağlanmasından korunmada çok etkili görülmektedir.
  • Bilinçsiz ve ya fazla ilaç kullanımı da böbrek ve karaciğere zarar verir. Bu nedenle ilaç kullanımının doktor kontrolünde ve sınırlı düzeyde yapılması gerekmektedir.

Lamina Diş Fiyatları Uygulandığı Kişiye Göre Farklılık Gösterir Mi?

Lamina kaplama, son günlerde zirkonyumla beraber popülerlik kazanmakta olan bir kaplama çeşididir. Porselen ve/veya yaprak porselen kaplama olarak da bilinir. Popülerlik kazanmasının sebebi uygulanmasının son derece kolay olması ve zirkonyum kaplamaya göre daha ucuza mal olabilmesidir. Işık geçirgenliği nedeniyle, doğal görünüm konusunda zirkonyuma yakın bir sonuç verir. Yani giderek daha çok tercih edilmeye başlanmasının sebeplerinden biri, lamina diş fiyatlarının daha uygun olmasıdır. Günlük hayatta, zirkonyum sahne sanatçıları tarafından tercih edilirken, lamina halk tarafından tercih edilir diyebiliriz.

Lamina Diş Fiyatlarının Değişme Nedenleri

porselen kaplama, lamina kaplama, diş hekimiLamina diş fiyatları, hemen hemen diğer tüm diş hekimliği uygulamalarında olduğu gibi hem kişinin durumuna ve hem de kullanılan malzemenin kalitesine göre farklılık gösterir. Yani aynı lamina kaplama uygulanacak iki kişi için tamamen farklı bedeller söz konusu olabilir. Bunun en başta gelen nedeni, kişilerin ağız ve diş sağlıkları arasındaki fark ve uygulama yapılacak alan büyüklükleridir. Kişinin ağız ve diş sağlığı yeterince iyi değilse, diş hekimi lamina kaplama öncesi daha çok mekanik işlem yapacaktır. Zira bütün kaplamalarda olduğu gibi, lamina kaplamalar da sağlıklı diş ve dişetleri gerektirir. Çürük veya sorunlu bir diş üzerine tedavi yapılmadan kaplama yapılması mümkün değildir. Yine, her insanın diş boyu ve şekli (üçgen, oval, kare vs.) aynı olmadığından, kaplama uygulanacak alanın boyutu ve beraberinde doğal olarak lamina kaplamanın boyutu değişecektir. Daha fazla boyut, daha fazla malzeme demektir ve bu husus da elbette fiyatı değiştirir.

Lamina diş fiyatları, aynı zamanda kullanılan malzeme kalitesinden de etkilenir. Lamina, diğer hemen tüm kaplama türleri gibi yurt dışı kaynaklı firmalar tarafından üretilir ve üretim teknikleri ve kaliteleri, doğal olarak üretilen kaplamaya da yansımaktadır. Ne kadar kaliteli ürün kullanılırsa doğal görüntüye o derece yakın sonuç elde edilecek ancak fiyat da artacaktır. Bu noktada, kişinin maddi durumuna göre de lamina diş fiyatları farklılık gösterir diyebiliriz. Ancak önemli olan, her zaman olduğu gibi en pahalı olanı değil size en uygun çözümü seçmektir ve bu konuda diş hekiminiz yardımcı olacaktır.

Lamina diş fiyatları neye gore farklılık gösterir?

Beyaz ve güzel dişlere sahip olmak istiyorsanız lamina diş kaplama yöntemini kullanabilirsiniz. Lamina diş kaplama yöntemi sayesinde ikili ilişkilerinizde çok daha güvenli ve sağlıklı gülüşlere sahip olabilirsiniz. Diş sağlığı sektöründe olduğu gibi lamina diş kaplama tekniği de oldukça fazla fiyat farklılıkları gösterir. Lamina diş fiyatları neye göre farklılıklar gösterir sorusunun cevabını bu makalemizde vermeye çalışacağız.

Lamina diş fiyatları birçok faktöre göre farklılıklar gösterir. Orijinal diş görünümü veren ve pürüzsüz bir yapıya sahip olan lamina diş kaplamasının fiyatı kullanılan malzemeye, tedavinin yapıldığı yere ve tedaviyi gerçekleştiren doktora göre farklılıklar gösterir. Lamina diş fiyatları kullanılan yönteme göre de farklılık gösterir. Ayrıca tedavinin süresi ve kaç dişe uygulanacağı gibi konularda lamina diş kaplamasının fiyatlarına doğrudan etki eder. Kaba taslak bir fiyat aralığı vermek gerekirse; Türkiye’de lamina diş fiyatları 300 TL ile 500 TL arasında değişmektedir. Bütün bu şartları göz önüne alarak hangi yöntemi tercih edeceğiniz ve ne kadar ücret ödeyeceğiniz tamamen sizin insiyatifinizde bulunur.  Tabii ki diş sağlığı için kaliteden ve tecrübeden ödün verilmemelidir. Lamina diş kaplamaları insanın temiz ve inci gibi dişlere kavuşmasına yardımcı olur. Bu şekilde toplum içinde özgüveniniz artar ve zihinsel bir rahatlık içerisinde sağlıklı gülüşlere sahip olabilirsiniz. Diş sağlığı konusunda toplumdaki bilincin artmaya başlaması ile birlikte diş tedavilerine rağbet artmaya başlamıştır. Bu sayede de yeterli seviyede olmasada lamina diş kaplamalarının ücretlerinde indirime gidilmiştir. Önümüzdeki dönemde devletinde diş sağlığı üzerine eğilmesi ile birlikte fiyatların aşağıya ineceğini ön görebiliyoruz.

Lamina diş fiyatları kısacası yapımında kullanılan tekniğe, kullanılan malzemeye ve yapan kişiye göre farklılıklar gösterebilir. Eğer ekonomik durumunuz çok iyi değilse bu konularda detaylı araştırmalar yapmanız gerekmektedir. Çünkü diş sağlığınız çok önemlidir ve görmezden gelemezsiniz. Ekonomik durumunuzun el vereceği bir yer bularak size uygun bir yöntem ile diş tedavinizi yaptırmalısınız. Bu konuda internet ortamında aynı tedavileri uygulatmış kişilerin tecrübelerinden faydalanabilirsiniz. Bu şekilde tecrübelerini başka insanlara aktaran birçok kişinin yazısını forumlarda vs. bulabilirsiniz.