Kategori arşivi: Çocuk Anne

Doğum Nasıl Gerçekleşir?

Doğum hadisesi pek çoğumuza mucizevi bir durum olarak gelir ve özellikle ilk gebelikte doğum nasıl olur sorusu hemen aklımıza gelmektedir. Geçmiş yıllarda daha çok normal yollarla gerçekleşen doğumlar son senelerde bir çeşit ameliyat olan sezaryen yöntemiyle de gerçekleşiyor. Gerek yurtiçi gerekse de yurt dışı kadın doğum uzmanlarının hem fikir olduğu yöntem normal doğumun olmasıdır. Sezaryen doğumların pek çok riski olabileceği için doktorlar tarafından önerilmiyor. Fakat anne ya da bebeğin hayatı söz konusu olduğunda mutlaka ameliyat yapılarak bebek anne karnından çıkarılması gerekir.çocuk nasıl doğar, doğumun evreleri neler, doğum yapmanın evreleri1.Evre’de ne olur?

Doğumun başlandığının habercisi olan 1. Evre rahim ağzının kasılmasıyla birlikte yaklaşık 10 cm kadar açılmasıyla başlamaktadır. Bu evre doğum sürecinin en uzun evresi diyebiliriz. Bazı durumlarda ise 8-10 saat sürebiliyor. Bu durumun tam olarak sebebi rahmin kasılması hemen olmaz kasılma sıklığı oldukça önemlidir. 10 santim olmadan da doğum ne yazık ki gerçekleşmiyor. 1.evre erken faz ile aktif faz olarak gerçekleştirilir. Genel olarak erken kasılmalar yeni yeni başlar ve sürenin uzun olacağını belirtir. Bu evrede kasılmalar hafif ve oldukça seyrek ise doktora gitmeniz gerekmez. Fakat kasılmalar artarsa en kısa süre içinde doktorunuzu aramalısınız. Aktif faz da ise kasılmalar artmaya başlar ve rahim ağzı yavaş yavaş açılmaya başlayacaktır. Kasılmalarınızın süresi genel olarak 5 dakikaya kadar indiğinde hemen hastaneye gidilmesi gerekir.  Bunun sebebi ise kasılmaların ardından suyun gelmesi gerçekleşerek kanamalarda gözlemlenebilir.

 2.Evre’de ne olur?

Rahim ağzının yeteri kadar açılmasıyla başlayıp bebeğin doğum anına kadar geçen süreyi belirtir. Bu süre yarım saat ile 1,5 saat kadar sürebiliyor. Kadının ıkınmaları doğumu kolaylaştıracak temel faktördür. Doğumunuzu yaptıran ebe ya da doktorunuz sizi doğru şekilde ıkınmanızı telkin eder.

3.Evre’de ne olur?

Bebeğin doğumunun hemen ardından plasentanın çıkarılmasına kadar geçen süreyi belirtir. Yaklaşık olarak yarım saat ile bir saatlik bir zaman diliminde bu evrede atlatılmaktadır. Plasentanın doğru ve tümüyle çıkarıldığından emin olununca anne dinlenmeye alınıyor. Bu arada kanama miktarı kontrol edilerek aşırı kanama durumu varsa kanama miktarı kontrol altına alınır. Eğer ki, doğum esnasında perineye kesik atılmışsa hemen dikiş atımına geçilir.

Çocuk beslenmesini destekleyen besinler nelerdir?

Doğumdan sonrası çocukların sağlıklı büyümesi ile gelişme sürekliliğinin tam manasıyla sağlanması için de sağlıklı ve dengeli beslenme kilometre taşları bulunuyor.

SU

İnsan yaşamında oksijenden sonraki en yaşamsal öge olan suya çocukların ihtiyaçları daha fazla olmaktadır. İnsan vücudunun yarıdan fazlasını oluşturan öge sudur. Metabolik olaylar, besinlerin sindirimi, hücrelere taşınması, emilimi, metabolizasyon sonucu ortaya çıkan artık maddelerin karaciğer ile böbrekler tarafından atılması ve vücut ısısının korunması hep su varlığında gerçekleşmektedir.çocuk beslenmesini destekleme, çocukların beslenmesinde önemli besinler, çocuk beslenmesini destekleyen gıdalarYUMURTA

İçerdiği elzem aminoasitler yani insan vücudunun üretemediği zaman mutlaka besinlerle alınması gereken protein yapıtaşı, B2 vitamini, demir, folik asit, çinko ve kolin açısından muazzam bir besinlerdendir. Anne sütünden sonra biyolojik yararları bakımında en yüksek proteini içermektedir. Çocukları yüksek kaliteli proteinlerle beslenmek, büyüme ve gelişmenin devamlılığı için gereklidir.

SÜT İLE YOĞURT

Büyüme ve gelişmenin en önemli döneminde boy uzaması, diş sağlığı, kemik yoğunluğunun sağlanması için en önemli kaynak süt ve ürünlerinin tüketilmesi gerekir. Süt ve ürünlerinin içerdiği kalsiyum ile çinkonun insan vücudu tarafından kullanımı yükseltmektedir. Bu sebepten de kalsiyum gereksinmesi için olmazsa olmaz besin süt ve ürünlerindendir.

BALIK

İyot, demir, fosfor, flor, B12, niasin, kalsiyum, A ile D vitaminlerini de içermektedir. Beyin ile sinir gelişimi, kemik gelişimi, retina gelişimi, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, kalp damar hastalıklarını önleme açısından önemli yağ asitlerini içermektedir. Son araştırmalar göstermiştir ki çocuklarda bu yağ asitlerinin alınması zihinsel becerileri artırdığı belirlenmiştir.

KIRMIZI RENK MEYVELER

Meyve veya sebzelerin renkleri koyulaştıkça içlerindeki antioksidan oranları artmaktadır. Sağlıklı hücre büyümesi, gelecek yaşlardaki kansere yakalanma olasılığını, bağışıklık sisteminin güçlü olması için ve kalp-damar hastalıkları riskinin düşük olması için kırmızı meyvelere sezonunda olmak kaydıyla çocukların beslenmesinde mutlaka yer verilmesi gerekmektedir.

KOYU YEŞİL RENK SEBZELER

İçerdikleri posada özellikle A vitamini, C vitamini açısından zengin olan yeşil sebzeler sindirim sisteminin rahat çalışmasını ve bağışıklık sisteminin güçlü olmasını sağlamaktadırlar. Koyu yeşil yapraklı olan sebzeler yüksek miktarda klorofil içerdiklerinden dolayı toksinlerin, radyasyon, eksoz dumanı atılmasını kolaylaştırarak bazı besin maddelerinin vücuttaki yararlanışını artırıyor.

Gebe Kalmama Yöntemleri

Cinsel ilişkiye girdiğinizde gebe kalma aklınıza gelip keyfiniz kaçıyorsa yazımızı okuduktan sonra bir daha bu sorun ile karşı karşıya kalmayacaksınız. Yazımızda nasıl gebe kalmadan cinsel hayatınıza devam edebileceğinize dair bilgiler vereceğiz. Gebe kalmama yöntemlerini şu alt başlıklar ile ele alabiliriz.

Partnerinize Prezervatif Kullandırın

Erkekler genelde seks yaparken aldıkları hazzı azalttığı için prezervatif kullanımından kaçınırlar. Fakat hamile kalmak istemiyorsanız partnerinizin prezervatif kullanması iyi bir yöntemdir. Siz yine aynı zevki yaşarken eşiniz veya sevgiliniz biraz daha az zevk yaşayabilir ama bebek riskini en aza indirebilirsiniz. Burada iş tamamen sizde bitiyor. Partnerinizi ikna etmeniz ve prezervatif kullandırmanız sizin becerinize ve nazınızın geçmesine bağlı.

Siz kadın prezervatifi kullanabilirsiniz

Eğer partnerinizi prezervatif kullanmaya ikna edemediyseniz siz prezervatif takabilirsiniz. Gerçi partneriniz için değişen pek bir şey olmayacaktır. Sonuçta vajinanıza prezervatif taktığınız için yine partneriniz prezervatif takmış gibi bir şey olacak. Gebe kalmak istemiyorsanız ya siz ya da partneriniz bu ürünleri ne yazık ki kullanmak zorunda kalacak.Gebe kalmama yolları, gebeliği önleme yolları, nasıl gebe kalınmazErtesi Gün Hapı Kullanabilirsiniz

Gebe kalmak istemeyen bayanlar için üretilen ve doğum kontrol hapı olarak da bilinen ertesi gün haplarından alabilirsiniz. Bu haplar dişi bireyin yumurtalarını çatlatır ve böylece bebek oluşumu engellenir. Engellenen gebeliğin ilerleyen yıllarda sorun yaşatabileceğini aklınızdan çıkarmadan bu haplardan alabilirsiniz. Aşırı tüketimi sonucunda kısırlığa sebep olabilen doğum kontrol haplarını doktor gözetiminde almanızda fayda vardır.

Dışarı boşalmaya dikkat edebilirsiniz

Partneriniz ile cinsel ilişki öncesinde konulabilir ve boşalacağı zaman vajinanızdan çıkıp dışarı boşalmasını isteyebilirsiniz. Bu biraz riskli bir uygulamadır. Ancak prezervatif ve ertesi gün hapı kullanımına göre biraz daha iyidir. Hem seksten zevk alırsınız hem de kısırlık tehlikesi atlatmazsınız. Bu uygulamada en büyük görev partnerinize düşmektedir. Boşalma bazı erkeklerde birden meydana gelmektedir. Eğer partnerinizde böyle bir durum söz konusu ise diğer 3 seçenekten birine yönelebilirsiniz.

Son çare kürtaj olmalı

Kürtaj bir gebe kalmama yöntemi değil gebeliği sonlandırma yöntemidir. Eğer gerçekten dünyaya bir bebek getirmek istemiyorsanız kürtaja başvurabilirsiniz. Ancak unutmayın ki kürtaj katilliğin resmi halidir.

Hamilelikte Yaşanan Değişimler ve Yapılması Gerekenler

Kadınlar için ergenlik, hamilelik, doğum, doğum sonrası ile menopoz dönemleri büyük önem taşıyan evrelerdendir. Hamilelik ise bunlar arasında dönüm noktası olarak nitelendirilebilecek bir dönemi kapsar. Yoğun hormonal farklılık nedeniyle metabolizma ve dolaşım hızlandırır, diğer organlarda görüldüğü gibi deride de bazı değişiklikler meydana gelir. Mesela; hamileliğin ilk 3 ayında derideki doğal yağ salgısı olan sebumun artması nedeniyle hiç akne yatkınlığı olmayan anne adaylarında bile akneler görülebilir. Hamilelikte kimyasal içeriğe sahip olmayan, organik ve özellikle güvenilir temizleyicilerle deri temizliği yapmaya özen göstermelisiniz. Dermatologların gözetiminde, kimyasal madde kullanılmadığı takdirde cilt bakımı yaptırılmasında sakınca yoktur. Bu dönemde kimyasal peelinglerden uzak durulmalı ve mekanik peelingler tercih etmelisiniz.hamilelikte yaşanan değişimler, hamilelikte yapılması gerekenler, hamileyken yaşanan şeylerRenk değişimleri

  • Göbek-göğüs arasında uzanmakta olan dikey çizgide koyulaşma
  • Meme başlarında renk koyulaşması
  • Yüzde alın, elmacık ve burunda gebelik maskesinin oluşması
  • Vücuttaki tüm benlerin sayı ve ebat olarak çoğalması

Bu etkiler sebebiyle özellikle de esmer anne adaylarının mineral filtre içeren ve organik güneş koruyucu ürünleri kullanması önerilir. Güneşe çıkılmadan yaklaşık 30 dakika önce yeterli miktarda yüze sürülmesi gerekmekte, açık havada bulunulacaksa 3 saatte bir bu uygulamayı tekrarlamak gerekir.

Diğer değişimler ise;

Saç hücreleri hormonal sebeplerle ana gen adı verilen büyüme ve gelişme fazına girmekte ve bunun sonucunda da sağlıklı, canlı, parlak ve kaliteli bir saç görünümü ortaya çıkar. Hamilelik ve emzirme döneminde saçlarda renk ve şekil değişiklikleri yaratacak olan kimyasal işlemleri erteleyiniz. Bu işlemlerin emzirme döneminden sonra yapılması daha uygun olur. Hamilelikte tırnaklarda da bazı değişimler yaşanır. Bazı vitamin ve ya mineral eksikleri tırnaklarda kırılma ve çizgilenmelere neden oluyor. Bu durumda hekimler tarafından önerilen destekleyici takviye tedavilerle önlem alınmalıdır. İlerleyen aylarda ise kilo artışları ve ödem nedeniyle tırnak batmasıyla karşılaşır. Bunun için ise çok rahat ayakkabılar tercih edilmeli ve sorun hissedilmesi durumunda mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurmalısınız.

Uzak durulması gereken uygulamalar

  • Röfle, boya, perma gibi işlemler
  • Kimyasal işlemler
  • Vitamin ve mineral eksikliğine bağlı olarak tırnak sorunları yaşanıyorsa oje temizleyiciler kullanılmamalıdır.
  • Rahatsız ayakkabılar
  • Manikür ve pedikür sırasında başkalarının da kullandığı aletler kullanılmamalıdır.
  • Korunma olmadan güneşe çıkmak

Gebelikte Kaşıntı

Hormon düzeylerinin değişliğe uğradığı gebelikte vücutta birçok değişimin yaşanması ve normalde görülmeyen kaşıntı gibi bazı durumların meydana gelmesi normaldir. Gebelikte kaşıntı en az mide bulantısı ve halsizlik hissi kadar rahatsız edici olabiliyor. Genellikle ciddi bir sağlık sorununa işaret etmeyen gebelikte yaşanan kaşıntı yine de her ihtimale karşı doktora bildirilmesi gerekir. Çünkü bazen kolestaz, mantar enfeksiyonu ve egzama gibi rahatsızlıklar neticesinde ortaya çıkabiliyor.

Kolestaz: Kolestaz gebelikte nadir olarak görülen ancak ciddi bir rahatsızlık olduğunu bilmelisiniz. Aşırı hormon üretiminden dolayı atılması gereken safranın bir kısmı vücuttan atılmayarak kana karışmaktadır. Bunun fetüs üzerinde olumsuz etkisi bulunur. Kaşıntı kolestazın belirtileri arasında yer alır ve diğer olası belirtileri iştah kaybı, halsizlik, açık renkte dışkı, depresyon ve koyu renkli idrarlı olur. Teşhisi basit bir kan testi ile yapılabilir ve tedavisinde bazı ilaçlar ile K vitamini takviyesi kullanılmalıdır.Hamilelikte kaşıntı oluşması, hamilelik kaşıntısı oluşumu, hamilelik kaşıntısı nedirMantar Enfeksiyonu: Mantar enfeksiyonuna bağlı kaşıntı genellikle vajinal bölgede ve ya çevresinde oluşur ve kaşıntıya koku ve ağır akıntı eşlik etmektedir. Bu bölgede yaşanan kaşıntılar çoğunlukla mantar enfeksiyonuna işaret ediyor. Nispeten zararsız olan enfeksiyon harici merhem kullanımı, şeker ve unun azaltılması, bol probiyotik tüketimi ile geçer.

Çatlaklar: Cildin esneyebileceğinden daha çok gerilmesi sonucunda oluşan ve gebelikte çok sık görülen cilt çatlakları hemen hemen her zaman kaşıntıya neden oluyor. Beyaz ve ya mor renkli çatlaklar tamamen ortadan kalkmamakla birlikte cilt eski haline döndüğünde kaşıntı azaltır. E vitamini içeren kremleri ve badem yağı gibi doğal ürünleri gebelik döneminde çatlakların daha az oluşması için harici olarak kullanabilir. Bazen özellikle karın bölgesinde çatlak oluşmasa bile derinin aşırı gerilmesinden dolayı kuruluk ve kaşıntı oluşur. Böyle durumlarda hemen bir nemlendirici kullanarak kaşıntıyı engelleyiniz.

Egzama: Gebelikte kaşıntı nedenleri arasında yerini alan, bazen kanamalı cilt yararına ve deri döküntüsüne yol açan egzama topikal steroidler ve antihistaminikler ile tedavi edilmektedir. Gebelik öncesi egzamanız varsa gebelik döneminde kaşıntı gibi belirtiler artarak devam eder ve ya egzama bu dönemde tamamen ortadan kaybolur. Artık bu birazda şansa kalmış bir durumdur.

ÇOCUĞUM ÇOK KAYGILI, NELER YAPABİLİRİM?

Çocuklar da en az yetişkinler kadar kaygı hissedebilir pek çok şey karşısında endişeli bir ruh hali içerisine girerler. Zira çocuklar hayatı bizim kadar tanımıyorlar ve bu sebeple sahip oldukları deneyimler de kaygılarından onları kurtarabilmek için yeterli olmaz. Yani hayatta karşılaştığı şeylere karşı ürkek bir yaklaşım göstermesi gibi çocuğunuzun dış faktörlere maruz kaldığını ve bunları benimsemekte biraz zorlandığını göstermektedir. Dolayısıyla çocuğum çok kaygılı, neler yapabilirim diyenlerin çocuklarına zaman zaman biraz destek olmaları gerekir. Çocuğunuzun kaygı duymaması için hayatındaki her sorunu onun yerine siz çözüyorsanız maalesef ki, onun kaygılarının gelecekte de devam etmesini sağlamaktan başka bir şey yapmıyorsunuz diyebiliriz. Halbuki onun sorunlarını onun için çözmek yerine bu sorunlarının üzerine gitmesi için onu cesaretlendirirseniz ve çocuğunuzun kaygı düzeyinin ciddi anlamda azalmasını sağlarsınız. Endişe uyandıran durumlara karşı onun cesaretini körükleyici konuşmalardan bulunun ve onun arkasında olduğunuzu hissettirmelisiniz.kaygılı çocuklar, kaygılanan çocuklara yaklaşım, kaygılı çocuklara nasıl davranılmalı

Bazı anne ile babalar ise çocuğunun mükemmel olması gerektiğini ona hissettirirler ve bu durum çocukta ciddi bir baskı kaynağı haline gelmektedir. Halbuki çocuğunuzu cesaretlendirmek güzel bir şeydir ancak başarısızlığın hayatın sonu olduğunu söylemek ve hatalara müsaade etmeyeceğinizi belirtmek maalesef ciddi psikolojik sorunların da başlangıcını yaratır. Dolayısıyla yetenekli olduğu konularda onu desteklerken başarısız olduğu konularda da teselli etmesini bilinmelidir. Çocuklarımızın keyifli vakit geçirmeleri ve üzerlerindeki negatif duyguları atabilmeleri için çok gereklidir. Dolayısıyla kreşten, okuldan, spor etkinliklerinden ve bunların getirdiği sorumluluklardan bunalan çocuğunuzun rahatlayabilmesi için onu sevdiği aktivitelere katılmalısınız. Beraber oyun oynamak, şehirde güzel bir gezinti yapmak, hayvan parklarını ziyaret etmek, müzik dinlemek ya da ikinizin birden keyif alabileceği herhangi bir aktiviteye katılmak ve çocuğunuzun kaygı düzeyini düşürerek onu rahatlatmasını sağlayacaktır. Bazen ebeveynlerin çocuklara çok yanlış bir örnek olduklarını da biliniyor. Bazı anne babalar o kadar çok kaygılı ve endişeli davranışlara sebep oluyorlar. Çocuklarına endişelenmemesi gerektiğini söyleseler dahi çocuklar ailelerin davranışlarından etkilenerek bu tavırlarını devam ettirmek zorunda kalırlar. Eğer ki, çocuğunuzun kaygılarının üstesinden gelmesini isterseniz, siz de kendi kaygılarınızın üzerinden gelmeniz gerekir.

Çocuklarda Ahlak Gelişiminin Sağlanması

Toplumsal ve evrensel ahlak ve gelişimi özellikle çocukluk çağından itibaren çocuklara öğretilen değerlerle sağlanmaktadır. Toplumu meydana getiren bireylerin, toplumsal ve evrensel değer yargılarının benimsenmesi toplumsal duyarlılık ve buna uygun değer yargılarının oluşması ahlaki gelişim evresinde gerçekleşmektedir. Karakter yapısının şekillenme döneminde iyi ve kötü arasındaki farklılık, doğru ve yanlış kavramları çocukluk çağında benimsetilerek ilk ahlaki gelişimin temeli atılmaktadır.çocuklarda ahlak gelişimi, ahlak gelişiminin önemi, çocuklara ahlak eğitimi verme
Ahlak Gelişiminde Ailenin Rolü
Erken çocukluk döneminde ebeveyn ve diğer aile bireylerinin iyi-kötü ayrımlarını aile içerisinde uygulayarak çocuğun taklit etme becerisiyle geliştiği bilinmektedir. Ergenliğe geçiş ile birlikte hak ve adalet duygusunun gelişmesine katkıda bulunulmalıdır. Her bireyin sadece topluma uyum sağlamakla değil toplumu oluşturan bir fert olduğu öğretilmelidir. Toplumsal kuralların temel öğeleri olan saygı, adalet, eşitlik gibi kavramlar ortaya çıkan olayların anlatımı ve yaklaşımlar ile kazandırılmaktadır. Birey olmanın kendine saygıyla ve toplumu oluşturan bir kişi olarak sorumluluklarla edinilecek tecrübelerle şekilleneceği konusunda eğitime önem verilmelidir.

Toplumu bir arada tutan, evrensel değerlerin her bireyin kendi sorumluluğunda ahlaki duruşuyla sağlandığı çocukluk ve ergenliğe geçiş döneminde benimsetilmelidir. Zira ergenlik döneminde özellikle doğru yanlış kavramlarının sorgulanması ve bunlara aranan yanıtların aile içerisindeki tutum ve davranışlarla oluştuğu unutulmamalıdır. Çocukların yaşadığı tecrübeler, tanık olduğu olaylar hatta izlediği çizgi filmlerle de bu gelişimin sağlanması mümkündür. Aile bireyleri ve çocuk gelişiminden sorumlu kişilerin çocuklara bunları anlatması gerekmektedir. İyinin neden iyi olduğu, kötünün neden kötü olarak tanımlandığı konusunda oldukça dikkatli olunmalıdır. Evrensel değerleri aşılamanın zamanı olan bu dönemde ayrımcı bir dil kullanmadan, kapsayıcı ve birlikte yaşamayı mümkün kılacak temel doğrularla hareket edilmelidir.

Özellikle sevgi, saygı, yardımlaşma, adalet ve hak temelli bir değer sisteminin yerleşmesi için çocukların bu evrensel değerlere uygun şekilde yetiştirilmesi gerekmektedir. Merhamet, eşitlik gibi kavramları örnek alarak öğrenme evresinde olan çocukların karşısında kullandığımız dil ve davranışlarımız oldukça etkili olmaktadır.

Çocukların algısının oldukça yüksek, öğrenme kapasitelerinin yetişkinlere göre çok daha geniş olduğu unutulmamalıdır. Toplumsal yaşamın temeli olan sevgi, saygı, adalet, iyi ve kötü davranışların benimsetilmesi ile ahlak eğitimi başlamaktadır. Doğru ve yanlış gibi kavramların anlatılması için yetişkin davranışlarının bunu göstermesi gerekmektedir. Ahlaklı bireylerin yetiştiği toplumlar, eşit bir yaşamı dolayısıyla evrensel değerlerin tanındığı gelişmişlik evresinin göstergesidir.

Evlat Edinilmiş Çocuğa Yaklaşım

Anne-baba olmak her çiftin hayalidir. Ancak ne yazık ki bazı çiftler bu hayallerine ulaşamayabilmektedir. Çiftlerden birinin veya her ikisinin de kısır olabildiği bazı durumlarda her ne kadar kısırlık tedavisi, tüp bebek denemesi vb. uygulamalara başvurulsa da olumlu sonuç alınamayabilmektedir. Böyle durumlarda anne-baba olmak isteyen çiftlerin yapabileceği tek bir şey kalmaktadır, o da çocuk evlat edinmek.  Kendileri çocuk sahibi olamayan çiftler yasal yollardan evlat edinmek için başvuruda bulunmalı ve gerekli koşulları sağlayarak evlat edinmeyi tamamlamalıdır.Evlat edinme, evlatlık çocuğa yaklaşım, evlatlık çocuğa davranmaEvlat edinme aşaması oldukça zor bir süreçtir, lakin buna karşın evlat edinilmiş bir çocuğu büyütmek ve ona alışmak çok daha zor bir süreçtir. Bazen anne-babalar kendi çocuklarına dahi gereken sabrı gösteremiyorken bir başkasının çocuğuna anne-babalık yapmaya çalışan çiftlerin sabrı bir yerde tükenebilmektedir. Genelde evlatlık alınan çocuklara bu durumdan bahsedilmez. Bahsedilmesi pek de uygun değildir zaten. Çünkü bir çocuk küçükken çevresinde kim varsa ona bağımlıyken biraz yaşı ilerlediğinde özgürlüğün tadını alınca asileşebilmektedir. Bu asileşme döneminde ki özellikle ergenlik dönemi çok tehlikeli bir dönemdir evlatlık olduğunu öğrenen bir çocuk huysuzlaşabilmektedir.

Evlat edinilen bir çocuğa aileler sanki kendi çocuklarıymış gibi yaklaşmalı ve onu ötekileştirmek yerine evlatları bilmelidir. Her ailede meydana gelebilecek ufak tefek tartışmalar göz ardı edilmeli ve öfke nöbeti dahi geçiriliyor olsa evlatlık alınan çocuğa bu durumdan bahsedilmemelidir. Önemli olan biyolojik olarak anne-baba olmak değil, bunun yerine duygusal anlamda bir bağ kurmak, duygusal anne-baba olmaktır. Her çocuğun bazı sorunları olur, her çocuk ailesine karşı biraz sert tavır alabilir. Bu durumlar son derece normaldir. Evlat edinmiş olan aileler bu durumların hepsine hazır bir şekilde evlatlık almaya razı olmalıdır.

Evlatlık olarak alınmış olan çocuğa anne-baba şefkati gösterilmeli, bir sorunu olduğunda gerektiği gibi konuşularak çözüme ulaşılmalıdır. Çünkü bir çocuk evlatlık da olsa biyolojik olarak bir ailenin çocuğu da olsa neticede çocuktur. Çocuklar kendine bağıran-çağıran aileleri değil anlayış gösteren aileleri kabullenirler.

Bebeklerin Altını Değiştirme

Bebekler, henüz çok küçük oldukları için yaşama faaliyetlerini gerçekleştirirken tamamen ebeveynlere bağlı olmaktadır. Tüm ihtiyaçları ebeveynler tarafından gerçekleştirilen bebeklerin, temizlik ve hijyenine çok dikkat etmek gerekir. Özellikle tuvalet ihtiyaçlarını giderirken altlarının sıkıca bezlenmesi ve bu bezlerin belirli aralıklarla değiştirilmesi gerekmektedir. Bebeklerin sağlığı ve rahatı için gerekli olan bezleri kullanmak ve bebeklerin altını değiştirmek için uyulması gereken bazı önemli hususlar bulunmaktadır.bebek altı değiştirme, alt değiştirme, bebek bezi değiştirme

Bebeklerin doğduğu zamanlarda altlarını değiştirmek için kullanılan bezlerin sayısı günlük ortalama 7 ila 12 arasında değişmektedir. Bu sayının çokluğu bebekler büyüdükçe azalmaktadır. Bu yüzden saatleri aksatılmadan yeni doğan bebeklerin altı sürekli kontrol edilmeli ve buna göre bez değiştirilmelidir. Ayrıca yeni doğan bebeklerin altı, emzirme işlemi başlamadan önce mutlaka kontrol edilmelidir. Altı pis olan bebekler annelerinin sütünü emmeyi reddettiği için beslenme alışkanlığı bozulur ve gelişimini olumsuz etkiler.  Daha sonra bebeklerin bezi değişirken yeni doğan bebeklerde ıslak mendilin kullanılması pek tavsiye edilmemektedir. İçlerinde kimyasal madde bulunduran ıslak mendiller bebeklerin poposuna zarar verdiği için daha çok su ve benzeri doğal yardımcılarla altlarını silmek daha sağlıklı olacaktır. Ayrıca bebeklerin altları açıldığı zaman tuvalet işlemi tamamlanmış olsa bile rahatladıkları için tuvaletlerini yapmaya devam edebilirler. Bunun için gerekli önlemlerin alınması adına, yatak koruyucu örtülerin serilmesi ve hijyenin sağlanması doğru bir adım olacaktır.

Bebeklerin altını değiştirirken kullanılan malzemeler el altında tutulmalı ve bu sayede herhangi bir zaman kaybı yaşamdan alt değiştirme işlemi başlatılmalıdır. Ayrıca bebeklerin sağlığı için ebeveynler, kendi hijyenlerine dikkat etmeli ve bebeklere bu yolla bulaşabilecek mikrolarının oluşmasını engellemelidir. Ayrıca bebeklerin altı değiştirilirken yarı çıplak bir halde olacakları için, üşütüp hastalanmamaları adına oda sıcaklığının normal seviyede olduğu mekanlarda altlarının değişmesi daha doğru olacaktır. Bebeklerin cinsiyetlilerine göre farklı şekillerde dikkat edilebilecek önemli hususlar bulunmaktadır. Kız ve erkek bebeklerinin vücut yapıları farklı olduğu için farklı metodlar kullanılmaktadır. Erkek bebeklerde altları açıldığı zaman gelen aşırı rahatlama isteği nedeniyle tekrardan boşaltım işlemi başladığı için, eski bez tamamen çıkarılmadan gevşetilmeli, bu sayede tuvaletini yapmak isteyen bebek etrafı kirletmeden eski beze boşaltım işlemini gerçekleştirebilir. Kız bebeklerin de dışkılarının idrar yoluna bulaşmaması için altlarını temizleme işlemi ön taraftan arka tarafa doğru yapılarak iyice silinmelidir.