Bağışıklık sistemini güçlendiren besinler nelerdir?

Portakal: Tam bir C vitamini deposu olduğu unutulmayınız ve kışın en fazla tüketilen meyveler arasında yer alıyor.

Ispanak: Ispanak içerdiği A, C, B, E vitaminleri ile kalsiyum, magnezyum, quarcetin sayesinde bağışıklık sisteminin en iyi besinlerdir.

Bal Kabağı: İçermiş olduğu demir, C ve E vitamini, potasyum gibi mineraller ve antioksidanlar ile bağışıklık sisteminde görevli hücreleri güçlendirerek kalkan oluşturuyor.

Brokoli: Brokolinin içeriğindeki sulforan maddesi antioksidan bir etki göstermektedir. Özellikle de C ile E vitamini içerir.

Kırmızıbiber: İçeriğinde C vitamini ile Beta karoten fitokimyasallarla bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı oluyor.

Yoğurt: Bağırsak ile sindirim sistemi için en önemli bakteri olan Probiyotikler zararlı organizmaları yok eder ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcıdır. Aynı zamanda yoğurt doğal antibiyotik bir besin gıdasıdır.bağışıklığı güçlendirme, bağışıklık sistemini güçlendirme, bağışıklık nasıl güçlenirDomates: Domates de ıspanak gibi en önemli bağışıklık sistemi besinlerindendir. İçerisindeki serbest radikaller, kalp damar hastalıkları ile kanser savaşır fakat burada en önemli nokta ise domatesi mevsiminde tüketmek gerekiyor.

Sarımsak: İçeriğindeki alisin ile sülfür yardımıyla bağışıklık sistemini güçlendirmenin en önemli yolludur.

Karnabahar: Mangan ve C vitamini yönünden zengin olan karnabahar aynı zamanda güçlü bir antioksidanlar arasında yer alıyor.

Nar: Çekirdeği ile tüketildiği zaman kansere karşı koruyucu özelliği bulunuyor.

Zencefil: Enfeksiyonlardan koruyucu etkisi bulunan zencefil aynı zamanda Kolon kanserine karşı önleyici etkisi vardır.

Balık türleri: Yağlı balıklardan olan Somon ile sardalye vücutta iltihapları önler ve mikroplarla savaşmaktadır.

Yumurta: Yumurta bağışıklık sisteminin temel yapı taşları olan protein, A vitamini, beta karoten ile çinkoyu fazlasıyla içinde barındıran besindir.

Yeşil Çay: En önemli özelliği ise antioksidan özelliğine sahiptir. Grip virüsünün vücutta yayılmasını da engeller.

Soğan: Soğandaki allilik sülfitler bağışıklık sistemini güçlendirerek serbest radikallerin vücuttan atılımını fazlalaştırır ve tümör hücrelerinin çoğalmasını engelleyerek kolesterol düzeyini azaltır.

Su: Bilhassa gripten korunmak için günlük 2,5 lt su içilmeliler ve özellikle içerisine limon ve zencefil eklenmesinde fayda vardır.

Kırmızı Et: Metabolizmanın ile kas dokusunun iyi çalışması, doku onarımı ile bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ihtiyacımız ölçüsünde tüketilmesi gerekiyor.

Kortizon Kullanırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Kortizon, karbonhidratın metabolizmasında görev yapan bir steroid hormonu olup neredeyse tüm hastalıkların tedavisinde faydalanılan fakat bunun yanında pek çok yan etkisi olan bir ilaç olduğunu bilmelisiniz.

Kortizon nasıl salgılanır?

  • Böbrek üstü bezlerinin ürettiği kortizon her insanda farklı miktarlarda salgılanmaktadır. Örnek verelim; dinlenmekte olan normal kiloda bir kişinin salgıladığı kortizon miktarı günlük 15 ila 40 miligram arasında değişirken, kilosu fazla birinin günlük üretimi bundan yüzde 50 oranında daha fazla olur. Gün içinde salgılanan kortizon miktarı, vücut ısısına, kan basıncına, günün gece ya da gündüz oluşuna göre değişiklik göstermektedir.
  • Doğumun üçüncü haftasında başlayıp öldüğümüz ana dek devam eden kortizon hormonu üretimi vücut tarafından az salgılanırsa ya da hiç salgılanmazsa dışarıdan alınmaktadır.
  • Vücudumuz kortizon hormonunu en fazla sabah vaktinde salgılamaktadır. Sinir ve panik anında ise kortizonunun salgılanma oranı on katına dek çıkabiliyor.kortizon kullanırken dikkat edilmesi gerekenler, kortizon niçin kullanılır, kortizon kullananların dikkat etmeleri gerekenlerKortizonun etki mekanizması şu şekildedir;
  • Kortizon yangısal durumlara göre değişkenlik gösterecek şekilde şişliği ile ağrıyı baskılamaktadır.
  • Özellikle, normalde vücudumuzu mikroplara karşı savunan bağışıklık sistemi olur da bozulursa vücudun kendi hücrelerine zarar vermesini engellemek için kortizon kullanılır ve olası bir hasar önlenmektedir.
  • Eğer ki, vücutta kortizon eksik salgılanıyorsa, yerine koymak için de kortizon tedavisi uygulayabilirsiniz.

Kortizon tedavisi nasıl olur ve uygulanırken nelere dikkat edilmesi gerekir?

  • Kortizonu tablet, krem, ampul, fitil ve damla gibi birbirinden farklı kullanım preparatları bulunuyor. Doktor, uygun formu, uygun dozda ve uygun sürede verilmektedir.
  • Eğer ki, hastaya daha düşük miktarda kortizon hormonu yetecekse, yüksek dozda kortizon kullanımından muhakkak kaçınılması gerekir. Kortizonu mümkün olduğunca erken sürede kesmelisiniz.
  • Kortizon pek çok hastalıkta tek tedavi çözümü olsa da, kullanılacak hasta üzerindeki miktarı doktorlar tarafından doğru bir biçimde belirleyiniz. Sonrasında da takibi de doktorlar tarafında yapılması gerekir.
  • Kortizonun mide asidini artırması ile ülsere yol açması gibi riskleri bulunuyor. Bu yüzden tok karnına alınması gerekmektedir. Mideye zarar vermemesi için doktor önerisi ile birlikte mide koruyucu ilaç almalısınız.
  • Bu tip durumlar yüzünden, kortizonun doktorun yazdığı reçeteye uygun şekilde kullanılması, belirsiz noktalar ve ya akla takılan sorular varsa doktora danışılması gerekiyor.

Gebelikte Kaşıntı

Hormon düzeylerinin değişliğe uğradığı gebelikte vücutta birçok değişimin yaşanması ve normalde görülmeyen kaşıntı gibi bazı durumların meydana gelmesi normaldir. Gebelikte kaşıntı en az mide bulantısı ve halsizlik hissi kadar rahatsız edici olabiliyor. Genellikle ciddi bir sağlık sorununa işaret etmeyen gebelikte yaşanan kaşıntı yine de her ihtimale karşı doktora bildirilmesi gerekir. Çünkü bazen kolestaz, mantar enfeksiyonu ve egzama gibi rahatsızlıklar neticesinde ortaya çıkabiliyor.

Kolestaz: Kolestaz gebelikte nadir olarak görülen ancak ciddi bir rahatsızlık olduğunu bilmelisiniz. Aşırı hormon üretiminden dolayı atılması gereken safranın bir kısmı vücuttan atılmayarak kana karışmaktadır. Bunun fetüs üzerinde olumsuz etkisi bulunur. Kaşıntı kolestazın belirtileri arasında yer alır ve diğer olası belirtileri iştah kaybı, halsizlik, açık renkte dışkı, depresyon ve koyu renkli idrarlı olur. Teşhisi basit bir kan testi ile yapılabilir ve tedavisinde bazı ilaçlar ile K vitamini takviyesi kullanılmalıdır.Hamilelikte kaşıntı oluşması, hamilelik kaşıntısı oluşumu, hamilelik kaşıntısı nedirMantar Enfeksiyonu: Mantar enfeksiyonuna bağlı kaşıntı genellikle vajinal bölgede ve ya çevresinde oluşur ve kaşıntıya koku ve ağır akıntı eşlik etmektedir. Bu bölgede yaşanan kaşıntılar çoğunlukla mantar enfeksiyonuna işaret ediyor. Nispeten zararsız olan enfeksiyon harici merhem kullanımı, şeker ve unun azaltılması, bol probiyotik tüketimi ile geçer.

Çatlaklar: Cildin esneyebileceğinden daha çok gerilmesi sonucunda oluşan ve gebelikte çok sık görülen cilt çatlakları hemen hemen her zaman kaşıntıya neden oluyor. Beyaz ve ya mor renkli çatlaklar tamamen ortadan kalkmamakla birlikte cilt eski haline döndüğünde kaşıntı azaltır. E vitamini içeren kremleri ve badem yağı gibi doğal ürünleri gebelik döneminde çatlakların daha az oluşması için harici olarak kullanabilir. Bazen özellikle karın bölgesinde çatlak oluşmasa bile derinin aşırı gerilmesinden dolayı kuruluk ve kaşıntı oluşur. Böyle durumlarda hemen bir nemlendirici kullanarak kaşıntıyı engelleyiniz.

Egzama: Gebelikte kaşıntı nedenleri arasında yerini alan, bazen kanamalı cilt yararına ve deri döküntüsüne yol açan egzama topikal steroidler ve antihistaminikler ile tedavi edilmektedir. Gebelik öncesi egzamanız varsa gebelik döneminde kaşıntı gibi belirtiler artarak devam eder ve ya egzama bu dönemde tamamen ortadan kaybolur. Artık bu birazda şansa kalmış bir durumdur.

Katı Sabun mu Sıvı Sabun mu Daha İyi ?

Bundan bir kaç sene önce vücut ve yüz temizliği için tek alternatif vardı katı sabunlar. Günümüzde sabunlar diğer kozmetik ürünleri gibi birçok farklı şekilde, yoğunlukta ve özellikte üretilmeye başlanıldı. Sıvı duş jelleri, peeling etkili yüz kremleri, köpük el sabunları ile daha pek çok ürün arasından seçim yapmak oldukça zordur. Cilt için hangi sabunun daha iyi olduğunu merak edenlerse ‘katı sabun mu? sıvı sabun mu?’ sorusunun cevabını aramaktadır. Bu soruya verilebilecek en kolay cevap ‘katı ya da sıvı olmasına bakmadan renksiz, kokusuz, doğal ürünlerle üretilmiş ve olabildiğince az kimyasal bileşen içeren sabunlar’ kullanmalısınız.katı sabun mu sıvı sabun mu, katı sabun tercih etme, katı sabun tercih etmeKatı Sabunlar ile Sıvı Sabunlar

  • Her iki sabun türü aslında aşağı yukarı aynı bileşenlerle alkali tuzlar, yağ asitleri ile deterjan üretilmesine karşın bazı avantajları ve dezavantajları bulunur. Örneğin; ellerinizi katı sabunla yıkadığınızda bakterilerin bir kısmı sabun yüzeyinde kalırken, sıvı sabun ise ellerinizi daha çok tahriş edebiliyor.
  • Sıvı sabunların ilk ve en önemli dezavantajı fiyatlarıdır. Katı sabuna göre daha pahalı olan sıvı sabunların kokulu olan bazıları ellerinizi tahriş edebiliyor.
  • Katı sabunların pH değeri sıvı sabunlardan daha yüksek olur, bu nedenle cildin kurumasına sebebiyet verir. Ancak gliserin içeren katı sabunlar özellikle egzama gibi cilt problemi bulunanlar için avantajlı olabilir çünkü cildi nemlendirerek kaşıntıyı almaktadır.
  • Sonuç olarak ise, sıvı ya da katı sabun kullanımı kişisel bir tercih ve eğer doğru sabunu alırsanız ikisi de cildinize aynı şekilde etki eder. Hangisinin kullanımı daha kolay geliyorsa onu tercih edebilirsiniz çünkü içerikleri aşağı yukarı aynıdır. Fakat başta da söylediğimiz gibi sıvı veya katı olsun sabun alırken dikkat edilmesi gereken nokta hangi bileşenlerle üretimi sağlandığıdır.
  • Hatta bazı sabunlar geleneksel sabunlar gibi deterjan içermez ve ellerinizi deterjan içerenlere oranla oldukça az kurutacaktır.
  • Kokusuz ve özellikle renksiz sabunlar genel olarak daha az kimyasal içermektedir. Ellerinizi yıkadıktan sonra cildinizin nemli kalmasını istiyorsanız nemlendirici sabunlardan kullanınız.

Sauna Zayıflamaya Yardımcı Olur Mu?

Sıkı bir diyet programı takip edenler ve ya fazla kilolarından bir an önce kurtulmak isteyenlerin en sık sorduğu sorulardan biri de ‘sauna zayıflatır mı?’ sorusudur. Sauna yüksek sıcaklık nedeniyle cildimizde bulunan gözeneklerden daha fazla su kaybetmemizi sağlamakta ve vücudumuzun büyük bir kısmı sudan oluştuğu için tartıya çıktığımızda kilomuzun düştüğünü gözlemleyebiliriz. Ancak bu göreceli bir kilo vermedir çünkü yağlar yerine su atılmıştır ve sıvı tüketerek bu su yerine konduğunda aynı kiloya geri dönülür. Yani ‘sauna zayıflatır mı’ sorusuna verilecek yanıt ise, ‘sauna zayıflatmaz, yalnızca daha fazla su kaybetmemize neden olur’ olacak. Üstelik bazı durumlarda gereğinden fazla saunaya gitmek ya da seansları uzatmak tehlikeli derecede su kaybetmeye sebep olur. Peki, bu kadar insan neden sauna gidiyor ve saunanın herhangi bir faydası bulunuyor mu? Evet, var ancak kilo vermek bunlardan biri değildir. Saunanın sıcak ortamı kalbin daha hızlı çalışmasını sağlayarak nabız yükseltir ve bu da kalp ve damar sağlığını korumak açısından faydalıdır. Tabii mevcut bir kalp rahatsızlığı olanlara tavsiye edilen bir durum değildir.Sauna ile zayıflama, Sauna zayıflatır mı, zayıflamak için sauna

Nabzın ile kan dolaşımının artması aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklara karşı korunmayı sağlıyor. Özellikle terle beraber toksinler vücuttan daha hızlı atılıyor, kaslarda rahatlama sağlanıyor ve bu sayede stres azaltılabilir. Sadece saunaya giderek kilo vermek gibi bir şey söz konusu değildir. Yani saunayla kilo vermek için saatlerce sıcak buharda oturmak gerekiyor ki bu da vücudun inanılmaz derecede su kaybetmesine neden olarak ölümle sonuçlanabilecek durumlara yol açabiliyor. Zayıflamak için artık klasik bir kalıp haline gelen ‘aldığınızdan fazla kaloriyi yakmak’ dışında başka bir çözüm yolu yoktur. Kalori yakmayı düzenli egzersiz programlarıyla destekleyerek daha çabuk kilo verilebilir. Fakat uyguladığınız diyet programında vücudunuzun normal şekilde fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için ise, gereken vitamin ve minerallerin olmasına dikkat ediniz. Unutmayın en iyi ve kalıcı kilo beslenme alışkanlıklarınızı kökten değiştirerek yapacağınız beslenme ile verilmektedir. Sauna aslında bilindiği gibi zayıflaya sebep olmaz.

Saç Kırıklarına Bitkisel Çözümler

Saç kırıklarının oluşumunu önlemek için saçlar doğal şekilde kullanılması gerekir. Yoğun boya kullanımından kaçınılmalı, maşa, sürekli fön, düzleştirme gibi kullanımlar en aza indirilmesi gerekir. Saçlara bu etkiyi veren aletler saçların kurumasına ve nemini kaybetmesine neden olur. Aynı şekilde, çok fazla kimyasal içeren şampuanlar, saç bakım kremleri, spreyler ile jöleler de saça zarar veriyor. Kulağa saçma gelse de, saçları çok sık taramak da saçların kırılmasına sebep olan etkenlerin başında gelmektedir. Bunların haricinde, saçların sert biçimde havluyla kurulanması de kötü etkiye sebep oluyor. Saçlar havluyla su yavaş yavaş emilecek şekilde ve nazikçe kurulanmalısınız. Ayrıca, metal saç tokaları, sıkı lastikler, sivri dişlere sahip tokalar, sürekli topuz yapılması, saçların çok sıkı toplanması gibi durumlar da saçları kırarak dökülmesine sebep olur. En basit ihtimalle ise sağlığını yitirmesine ve hırpalanmasına yol açıyor.saç kırıklarına çözüm, saç kırıklarından kurtulma, bitkisel çözümler ile saç kırıklarından kurtulma

Ballı Maske: Saç kırıklarını onaran bu maske için aşağıdaki malzemeler hazırlanır ve birbirine karıştırılmalıdır.

  • 4 tatlı kaşığı zeytinyağı
  • 1 adet yumurta sarısı
  • 1 tatlı kaşığı balı

Malzemeler bir kap içerisinde iyice karıştırıldıktan sonra, saçlar tutam tutam ayrılır sonrasında ve kırık bölgelerle karışım sürülmesi gerekir. Maske tüm saça uygulandıktan sonra, saçlar bir bone veya streç film yardımıyla sarınız. 45 dakika kadar bekleyiniz. Ardından şampuanla yıkanır ve su ile arıtılmaktadır. Bu kürü haftada 1 kez uygulayınız.

Avokadolu Maske: Saç kırıklarını onaran bu maske için aşağıdaki malzemeler hazırlanarak birbirine karıştırılmalıdır.

  • 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı badem yağı
  • 2 yemek kaşığı avokado yağı

Malzemeler bir kap içinde iyice karıştırıldıktan sonra ocakta hafif bir ısıda ısıtınız. Ardından, saç dipleri de dahil edilerek tüm saça uygulayın. Daha sonrasında, saçlar bir havluyla sarılarak bekletiniz. Bu maske en az 6 saat boyunca saçta beklemesi gerekir. Bu anlamda, eğer gece uyumadan önce uygulanırsa daha mantıklı olur. Sabah uyanıldığında saçlar bol şampuanla yıkanır ve sonrasından da durulanması gerekiyor. Bu karışım, saçların kendini yenilemesini hızlandıracağı gibi saçların kırılmasını engeller. Aynı zamanda saçların yumuşamasını sağlayarak hacim kazanmasına da yardımcı olur. Maske haftada 1 kez yinelenerek uygulayabilirsiniz.

Paraben Nedir ve Zararları Var Mıdır?

Günümüz dünyasında doğal yaşam, doğal beslenme ve hatta kişisel temizlik bile artık eskisinden çok daha zordur. Çünkü günlük hayatta kullandığımız ilaçların, kozmetik ürünlerin, cilt bakım ürünlerinin, gıdaların ve temizlik ürünlerinin çoğunda paraben bulunuyor. Peki, tüm uzmanların ‘uzak durun’ diye uyardığı bu paraben ne olabilir? Paraben bir koruyucu, ürünlerin raf ömrünü uzatır ve zararlı bakteri ve mantar oluşumunu engellemektedir. Düşük maliyetli olduğundan, pek kozmetik ve kişisel bakım ürününde kullanılmaktadır. Eğer kozmetik ürünlerinin arka etiketlerinin üzerinde methylparaben, propylparaben, ethylparaben, butylparaben ya da benzylparaben isimlerini görüreniz bilin ki o üründe paraben vardır. Ürünlerin içinde genellikle birden fazla paraben kullanılmaktadır. Ayrıca, mikroorganizmaların geniş etki alanlarına karşı koruyucu olduklarından sıkça diğer koruyucu maddelerle de birlikte kullanılır. Karışımların içinde düşük seviyede kullanılan parabenin aktivasyonu, koruyucunun da aktivasyon müddetini uzatmaktadır.paraben nedir, parabenin zararları nelerdir, paraben cilde zarar verir mi

Parabenin Zararları

  • Toksiktir, vücutta toksin birikmesine yol açıyor.
  • Vücuttaki östrojen hormonunu taklit ederek meme kanseri riskini ciddi orana artırmaktadır.
  • Egzama ve tahriş gibi alerjik reaksiyonları tetiklemektedir.
  • Cilt tarafından emildiği için tüm dokulara, tüm vücuda, hatta kana ile idrara bile karışabiliyor.
  • Bebek ile çocuklarda gelişim ve bağışıklık sistemi sorunlarına sebep olmaktadır.
  • Endokrin sisteme büyük zarar veriyor. Yani, beze oluşumu ve hormon üretimine müdahale etmektedir.
  • Erkek üreme fonksiyonlarının bir kısmına zarar verme riski bulunuyor. Bazı çalışmalardan elde edilen bilgilere göre, erkeklerde testesteron seviyesinde azalma meydana getirmekte ve sperm sayısını düşürmektedir.
  • Erken yaşlanmaya sebebiyet veriyor. Cildi gençleştirmek ve güzelleştirmek amacıyla üretilen ürünlerin içerisinde olan parabenin erken yaşlanmaya yol açması ironik görünse dahi uzmanlar, bu konuda insanları uyarmaktadır. Yapılan araştırmalar, parabenin güneş ışınına karşı hassasiyet geliştirerek güneşin vücuda verdiği hasarı artırdığını ve cilt hücrelerinin normalden daha hızlı öldüğünü göstermektedir.
  • Vücuttan atılan ve ya atık ürünlerin içerisinde kalmış olan paraben, parçalanamadığı için dereler, göller, ırmaklar ile kanalizasyon sularına karışarak, tarımda ve günlük olarak kullanılan sulara karışmaktadır. Dolayısıyla, vücuttan attığımızı veya tamamen kurtulduğumuzu sandığımız bu toksik madde, çevresel etkenlerle, belirli bir döngü içerisinde vücudumuza geri dönerek sağlığımızı tehdit etmeye devam eder.

Sevgililer Gününde Harika Vakit Geçirmenin Yolları

Yıl boyunca heyecan ile aşkla beklenen Sevgililer Günü günler öncesinden plan yapılan muhteşem bir organizasyonu hak etmektedir. Dışarıya çıkıp şık bir yemek yemek ve ya güzel bir kamp tecrübesi edinmek, eğlenceli bir konser dinlemek ya da aşk dolu bir filmi beraber izlemek Sevgililer Günü için önerilen alternatifler arasında yer alıyor.

Sevgililer Gününde Nereye Gidilir?

Sevgililer Günü için haftalar öncesinden plan yapmak isterseniz seyahat fikrini ilk sıraya yerleştirilir. Romantik ve bir o kadar büyüleyici şehirlerden herhangi birine gitmeniz, bu  güzel günü birlikte geçirmeniz için oldukça hoş bir seçim olur. Venedik, Roma, Paris, Prag tercih edebileceğiniz en romantik şehirler arasında yer alır. Eğer ki, yurtdışı seyahati değil de yurt içi seyahati tercih ederseniz İstanbul’u bu romantik günde yeniden keşfetmek sizin elinizde. Sadece ikiniz, muhteşem bir İstanbul günü düzenlenebilir.sevgili ile keyifli zaman geçirme, sevgililer gününde zaman geçirme, sevgililer gününde yapılabilecekler

Sevgililer Gününde Ne Yapılmalı?

Diğer tüm Sevgililer Günü hatıralarınızdan farklı olsun isterseniz bu 14 Şubat’ı evde geçirilebilir. Kendiniz için hazırladığınız çikolatalı pastanız ve ya içecekleriniz ile samimi bir gece geçirmek sizin elinizde. İkinizin filmini izleyebilir ve biraz sohbet edip birlikte olmanın sessiz huzurunu yaşarsınız. Henüz hala kış mevsimindeyken kayak yapmaya gidebilir ve ya kış kampı yapılabilir. Yalnızca ikinizin olduğu bir kampı hayatınız boyunca unutmazsınız. Üstelik bu kamp, birbirinizi ne kadar özlediğinizi de fark etmenize yardımcı olacaktır.

Sevgililer Günü için Mükemmel Öneriler

Sevgililer Günü için güne birlikte hazırlayacağınız kahvaltı ile başlayınız. Beraber hazırladığınız kahvaltı sonrası güzel bir alışveriş turu yapılmalıdır. Bir yerde oturup sıcacık bir kahve yudumlamaya vakit ayırın. Arkasından rastgele bir filme giriniz. Çıkınca içinizi ısıtacak eşsiz lezzete sahip bir yemek yiyebilirsiniz. Sonrasında iki dilek balonu alarak size en yakın sahile gidin. Biraz sahil sohbetinin ardından dilek balonlarınızı el ele gökyüzüne uğurlayabilirsiniz. Geceyi birlikte tamamlamak güzel bir hatıra olarak kalmasını sağlar.

Sevgililer Günü için Alternatif Fikirler

Sevgililer Günü, iki kişi arasında özel olan bir gün olabilir ancak sizin için özel olan başka çiftler ile kutlanabilir. En yakın arkadaşlarınız ve dostlarınızla çılgınlar gibi eğlenebileceğiniz muhteşem bir akşam organize sağlayabilirsiniz. Romantizmden hoşlanmayanlar için go-kart yarışları, korku evleri ve piknikler alternatif olur.

Keçeleşen Yün Nasıl Düzelir?

Soğuk havalarda sıcak tutması sebebiyle en fazla tercih edilen yün kıyafetler doğru yöntemlerle yıkanırlarsa uzun süre eskimemektedirler. Özellikle el örgüsü yünlerin ömrü daha uzundur ve insan vücuduna uyumludurlar. Yün temizliğinde suyun sıcaklığına dikkat etmek gerekiyor. Yanlış yıkamadan kaynaklı keçeleşen yün bazı yöntemlerle eski haline getirilmesi mümkündür. Yün kıyafetlerinizi 30-40 derece üstünde bir sıcaklıkla yıkadığınızda yünleriniz keçeleşir ve ya boyutunda farklılıklar oluşabilir. Uzun süre yıkanan yün de doğal yapısını kaybeder ve bazı yerlerinde deformasyonlar oluşur. Yün dokusu fazla hareket ettirilme ve zorlanmaya uygun olmamaktadırlar. Mümkünse elde yıkanması doğru olur. Yün kıyafetler kimyasal içeriklere maruz bırakılmaması gerekir. Güzel temizlendiğini düşünerek bol bol kullandığımız deterjanlar ve yumuşatıcılar yünün lifli yapısını bozmaktadır. Önceden insanlar yünlü kıyafetlerini yıkamak için sabun ve ya sodadan faydalanıyorlardı. Sodanın kullanılmasının sebebi, yün lifleri ve yağı arasında dengeyi kurması ve yünü kalitesini arttırır.yün keçeleşmesi neden olur, keçeleşme nedir, yün keçelenmesine çözüm

Keçeleşen yün için sıcak su ile buhar

Keçeleşen yün eski haline getirmek isterseniz, bir leğene sıcak su hazırlayınız. Kazağınızı içine koyun ve 5 dakika bekletmelisiniz. Sonrasında kazağınızı istediğiniz boyutta, her yerine eşit olacak şekilde esnetmeye başlayınız. Bir 5 dakika daha sıcak suyun içinde beklettikten sonra uzatma işlemini bir kez daha yapılmalı. Yün kıyafetinizin suyunu aldıktan sonra nemli halde bir çarşafın üstüne sermelisiniz. Ütünüzün buharlı kısmını ayarlayın ve kıyafetinize 1 cm kadar yakın olacak şekilde gezdirmeye başlamalısınız. Buharı gören kıyafetiniz yavaşça kendini salacaktır, istediğiniz boyuta gelene kadar yün kıyafetinizi esnetiniz. İşlem sonrasında yün kazağınızı asabilir ve ya bulunduğu çarşafın üstünde kurumaya bırakılabilir.

Küçülen yün kıyafetleriniz için mucizevi formül!

Çekmiş, keçeleşmiş veya deforme olmuş yün kıyafetinizi eski kullanılır haline getirmek için evdeki şampuanınızı kullanmanız yeterli olacaktır. Bir leğenin içine ılık(sıcağa yakın) su hazırlayın ve içerisine sırasıyla bir yemek kaşığı yumuşatıcı, iki yemek kaşığı bebe şampuanı ile iki yemek kaşığı saç kremi ekleyiniz. 10 dakika kazağınızı bu karışımda bekletin ve yavaşça uzatmaya başlayınız. Açabildiğiniz kadar açın ve bir 5 dakika kadar daha karışımın içinde çözülmesini sağlayın istediğiniz sonuca böylelikle ulaşabilirsiniz.

ÇOCUĞUM ÇOK KAYGILI, NELER YAPABİLİRİM?

Çocuklar da en az yetişkinler kadar kaygı hissedebilir pek çok şey karşısında endişeli bir ruh hali içerisine girerler. Zira çocuklar hayatı bizim kadar tanımıyorlar ve bu sebeple sahip oldukları deneyimler de kaygılarından onları kurtarabilmek için yeterli olmaz. Yani hayatta karşılaştığı şeylere karşı ürkek bir yaklaşım göstermesi gibi çocuğunuzun dış faktörlere maruz kaldığını ve bunları benimsemekte biraz zorlandığını göstermektedir. Dolayısıyla çocuğum çok kaygılı, neler yapabilirim diyenlerin çocuklarına zaman zaman biraz destek olmaları gerekir. Çocuğunuzun kaygı duymaması için hayatındaki her sorunu onun yerine siz çözüyorsanız maalesef ki, onun kaygılarının gelecekte de devam etmesini sağlamaktan başka bir şey yapmıyorsunuz diyebiliriz. Halbuki onun sorunlarını onun için çözmek yerine bu sorunlarının üzerine gitmesi için onu cesaretlendirirseniz ve çocuğunuzun kaygı düzeyinin ciddi anlamda azalmasını sağlarsınız. Endişe uyandıran durumlara karşı onun cesaretini körükleyici konuşmalardan bulunun ve onun arkasında olduğunuzu hissettirmelisiniz.kaygılı çocuklar, kaygılanan çocuklara yaklaşım, kaygılı çocuklara nasıl davranılmalı

Bazı anne ile babalar ise çocuğunun mükemmel olması gerektiğini ona hissettirirler ve bu durum çocukta ciddi bir baskı kaynağı haline gelmektedir. Halbuki çocuğunuzu cesaretlendirmek güzel bir şeydir ancak başarısızlığın hayatın sonu olduğunu söylemek ve hatalara müsaade etmeyeceğinizi belirtmek maalesef ciddi psikolojik sorunların da başlangıcını yaratır. Dolayısıyla yetenekli olduğu konularda onu desteklerken başarısız olduğu konularda da teselli etmesini bilinmelidir. Çocuklarımızın keyifli vakit geçirmeleri ve üzerlerindeki negatif duyguları atabilmeleri için çok gereklidir. Dolayısıyla kreşten, okuldan, spor etkinliklerinden ve bunların getirdiği sorumluluklardan bunalan çocuğunuzun rahatlayabilmesi için onu sevdiği aktivitelere katılmalısınız. Beraber oyun oynamak, şehirde güzel bir gezinti yapmak, hayvan parklarını ziyaret etmek, müzik dinlemek ya da ikinizin birden keyif alabileceği herhangi bir aktiviteye katılmak ve çocuğunuzun kaygı düzeyini düşürerek onu rahatlatmasını sağlayacaktır. Bazen ebeveynlerin çocuklara çok yanlış bir örnek olduklarını da biliniyor. Bazı anne babalar o kadar çok kaygılı ve endişeli davranışlara sebep oluyorlar. Çocuklarına endişelenmemesi gerektiğini söyleseler dahi çocuklar ailelerin davranışlarından etkilenerek bu tavırlarını devam ettirmek zorunda kalırlar. Eğer ki, çocuğunuzun kaygılarının üstesinden gelmesini isterseniz, siz de kendi kaygılarınızın üzerinden gelmeniz gerekir.